DİN VE İNANIŞLAR İNSAN HAYATINI HANGİ YÖNLERDEN NASIL ETKİLER

İnsan diye bir varlıktan söz ederken mutlaka "inanç" duygusundan bahsetmemiz gerekir.Zira insan toplulukları arasında hemen hemen hepsi bir şeye inanmaktadır. Günümüz dünyasında inançsızlar olarak nitelendirdiğimiz ateistler bile "hiçbir şeye inanmamaya" inanmaktadırlar. Bu bağlamda insanlık bu şekilde tarih boyunca farklı inançlar içerisinde günümüze kadar gelmiştir ve insan zihninde oluşan bu inanma duygusu din olarak karşımıza çıkmıştır. Bu sebeple insanlar kendilerini en yakın hissettikleri dini inanışa bağlanmış ve buna göre hareket etmiştir. Yani bu doğrultuda bazı insanlar Hz. Muhammed'in getirdiği dine,bazı insanlar Hz. Musa'nın getirdiği dine,bazı insanlar Hz. İsa'nın getirdiği dine inanmışlardır. Aynı zamanda bir ilahi dayanağı olmaksızın sıradan kişilerin getirdiği dinlere de inanan insanlar olmuştur.Birtakım insanlar ise kendi inancına veya düşüncesine göre bir din oluşturma arayışına girmiştir.Örneğin; puta, güneşe, aya tapan insanlar bu inanma duygusunun sayesinde kendilerine ilah ve düzen kurucu arayışına girmiş, bu gibi farklı inançlar meydana getirmiştir. İşte bu oluşumların ana maddesi insanda bulunan inanma duygusu ve bir yönüyle inanma zorunluluğudur. Peki, insanda bulunan bu inanma duygusunun veya inanılan dinlerin bir faydası var mıdır? Bu soruya 2 şekilde cevap verebiliriz.Yani din inanış amacına, içeriğine ve inanan insanlar tarafından inanma biçimine göre faydalı veya zararlı etkilere sahip olabilir. Ya da zarar veya fayda tartışması kişiden kişiye göre değişebilir. Eğer dünyevi olarak faydalarından söz edecek olursak şöyle açıklanabilir: Din insanları bir arada tutan ortak şuur, vicdan ve düşünce etrafında toplayan yani bir yönüyle toplumu oluşturan ana unsurlardan biridir. Dinin zayıflaması ahlâkî ve hukukî suçların artmasına ve giderek anarşizme yol açar. Çünkü din olmayınca ahlâk için yaptırım gücü kalmaz. Yani bir yönüyle insan vicdanında bulunan bir denetim ve yargı mekanizmasıdır. Ayrıca insan her ne kadar toplumsal bir varlık olsa da zaman zaman kendi başına kaldığı ve çaresizliğe düştüğü anlar da olmuştur. İşte bu anlarda din ona ümit, teselli ve güven sağlayan en sağlam sığınak olmuştur. Zararlarından söz edecek olursak,özellikle dinin toplumsal hayat ve insan üzerindeki zararlı etkilerini Orta Çağ'da görmekteyiz. Çünkü Orta Çağ din adamları halkı sömürmekte, günah çıkarma gibi çeşitli yanıltmalarla kendilerine pay çıkarmaktaydılar. Bunun gibi günümüzde de eşine rastladığımız birçok olay vardır. Yani bir takım insanlar din ile insanları sömürmekte ve onlara zarar vermektedir. Ancak bütün bunlarla beraber bu zararların dinlerden mi,yoksa din içinde bulunan veya din dışından etkileyen insanlardan mı kaynaklandığı sorusunu akıllara getirmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu konuda da farklı görüşler vardır. Ancak insanoğlu tarih boyunca bir şeyleri eksiltip, azaltıp veya değiştirmiştir. Yani hangi açıdan bakarsak bakalım bu gibi sorunların temelinde, inanma duygusunu içinde barındıran insanoğlu bulunmaktadır...

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

HASAN SABBAH KİMDİR? HAŞHAŞİLİK NE DEMEKTİR?

TARİHİN ÇIKMAZ SOKAĞI ALFABE

ESKİŞEHİR' DE GEZİLEBİLECEK YERLER