Türkiye'nin en başarılı hamlesi nedir? "Surdaki gedik"
Türkiye’nin en iyi stratejik hamlesi ne?
Geçmişten günümüze iktidarlar gelip geçti, yönetimler
değişti. Her bir yönetim kendi stratejik mantığı çerçevesinde uluslararası
hamleler yaptı. Günümüzde ise özellikle 2010 yılından sonra ülkemiz çeşitli
bölgelerde adımlar atarak kendi menfaat, çıkar ve güvenliği doğrultusunda
Suriye, Irak başta olmak üzere kendi topraklarının dışında oyun kurucu rolünü
üstlendi. Suriye iç savaşında attığı adım özellikle güvenlik açısından birçok
getiriyi beraberinde getirdi. Örneğin hepimizin haber kaynaklarından duyduğu
haberlerde sık sık Hatay başta olmak üzere güney sınırımızda bulunan illerimize
havan topu düşmesi olayları sıkça yaşanmaktaydı. Silahlı kuvvetlerimizin
yaptığı birkaç başarılı hareket ile artık bu haberler tarih olmuştur. Ayrıca bir
terör bataklığı olan Suriye de DAEŞ başta olmak üzere çeşitli terör örgütleri
ya yok edilmiş ya da eylem yapamayacak duruma getirilmiştir. Böylece ülkemizde
bir ara sık sık duyduğumuz “şu ilimizde
bombalı eylem gerçekleştirildi” haberleri de yine aynı şekilde tarih olmuştur. Bu
örnek üzerinde Irak’ın kuzeyine yapılan hareketler de yine aynı amacı
taşımaktadır. Fakat bütün bu hamlelerin çeşitli ekonomik giderleri ve sosyal
zorlukları olmuştur.
Peki en iyi stratejik hamle ne?
İşte bu sorunun cevabı çok açık: Türkiye
çeşitli bölgelerde yaptığı hamlelerin en çıkarcı ve mantıklı olanını eski bir
ecdat toprağı olan Libya da yaptı. Aklınıza nasıl? Ve neden? Soruları mutlaka
gelmiş olmalıdır. Konuyu hemen Akdeniz’in doğusuna çevirelim; bildiğimim üzere
Akdeniz, doğalgaz ve karbon olmak üzere çeşitli yeraltı zenginliklerine sahip
bir bölge. İşte bu zenginlik İsrail, Yunanistan ikilisini yan yana getirmiş,
Mısırdaki darbe ile birlikte Sisi yönetimini de yanlarına alarak bu doğal
zenginlikleri çeşitli yollar ile Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşınacak
Türkiye bu paydan mahrum bırakılarak bölgedeki kaderine terk edilecekti. Bir diğer
Akdeniz ülkesi olan Libya ise son derece karmaşık günler yaşıyordu. BM’nin
resmen tanıdığı Libya yönetimi darbeci ve gayri meşru Hafter birlikleri
tarafından kuşatılmış neredeyse başkent Trablus işgal edilme tehlikesiyle karşı
karşıya kalmıştı. Fakat bir anda Türk savaş gemileri ve hemen ardından kargo
uçakları Libya açıklarında belirdi. Türkiye Cumhuriyeti imkan ve kabiliyetlerini kullanarak meşru hükümeti
işgalden kurtarmış ve Hafter karşısında egemen güç haline getirmişti. Bu gelişmelerin
hemen ardından iki ülke hemen masaya oturmuş ve Libya – Türkiye arasında “Deniz
yetki alanı antlaşması” imzalanmıştı. Yani bir nevi Libya ve Türkiye denir
sınırları birleştirilmiştir. Yukarıda yayınladığım haritada gördüğünüz üzere iki ülkenin
denir sınırları bir noktada birleşmektedir. Bu sayede Akdeniz’den çıkan doğal
kaynakların Türkiye ve Libya deniz sınırından geçmeden Avrupa’ya ulaştırılması
imkansız hale gelmiştir. Bu gelişmelerin
ardından Libya meşru hükümeti ve Türkiye arasında bir anlaşma daha imzalanmış
Libya da bulunan petrolün çıkarılması ve Libya’nın yeniden imar ve inşaasında da Türk firmaları devreye girmiş. İşte bu
hamle surda bir gedik açmıştır. Türkiye Cumhuriyeti ilk kez yaptığı bir hamlede
hem güvenlik hem de ekonomik olarak menfaat sağlamış belki tarihinde ilk kez
bir başka ülkede çıkarılan petrolden kar elde etme fırsatı bulmuştur. Aynı zamanda
Doğu Akdeniz’de KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hakkı gasp edilme tehlikesinden
kurtulmuştur. Yakın tarihte de bu antlaşma BM tarafından da onaylanarak
uluslararası alanda da meşru hale gelmiştir.

Blogun hayırlı olsun.Eline sağlık çok güzel yazmışsın.
YanıtlaSil